Annesi var mıydı bilmiyorum. Şu an onun olan tek şeyi üzerinde ki ceketi. Onun da bir ucu yırtık ve dikişleri sökülmüş durumda. Hayat ona rağmen...
Memlekete yeni bir film gelse de gitsek diyorum. Patlamış mısıra da gerek yok, sen yanımda ol yeter. İki bilet parası borç alacak bir tanıdığım duruyor hâlâ...
Bir şeyler hep eksikti ...Yarımdı umut cümlelerim İçini dolduramayışımın sebebiyle Bir sancıyla Hep arayışlardaydı yüreğim Senli cümlelerin yoğunlaştığı sahabe atmosferinde Ona rastladım ilkin Yarası birbirine benzeyenin umuduyla Sarıldım Benzeyenime Hanzala’yı yaşadım...
Adım Yaser Filistinliyim. Bombalı bir Ekim gününde doğmuşum. Hafif de şarapnel parçası sesiyle, mermi ıslıkları eşlik etmiş doğumuma. Babamı da hiç görmedim, İsrail zindanlarından uğurlamışlar cennete. Anam ondan...
Kirpiklerin arasından aniden süzülüp, sakınılan yeri tam ortasından vuran kurşunun adıdır bakış. Düzleşen yaşantılar da, anlar da,zamanlar da, geriye dönerken asabiymiş gibi duran yüzün, yanaklarında ki çöküşün...
bazen öylesine duyduğum kırık bir türkü adımlarımı içerisine sığdırmaya çalıştığım kaldırım taşı döndüğüm her köşe başı boyacı çocugun başını kaldırışı çocuk ağlayışı,simsar bağırışı yağmur şırıltısı işte, kar yağışı çay...
Ben her şeyin çabuk olanını seviyorum. Çabucak olsun sevinçler, çabucak geçsin dertler istiyorum. İstiyorum ki; çabucak yağmur yağsın, dursun sonra; gökkuşağı çıksın göklerde... Toprağa düşen tohum çabucak yeşersin Papatyalar...
Yarım kalmış düşlere dair umudunu diri tut ! Bir yumağa dönmüş bu gövde senin değil, sahip çıkma ona;bırak yardan aşağılara. Feyzinden ağlamaklı bakışlar bırakan mevsimler bizim aylarımıza...